12.04.2021, 11:08 783

Hükûmetlerin Turnusol Kağıdı: Atamalarda Liyakat

Türkiye’de her dönemde yakınılan konuların başında kamuya personel alımındaki liyakatsizlik ve adaletsizlik gelir. Aynı bölümlerden mezun olmuş, aynı puanı almış adaylardan mülakat sonucunda birinin atanıp diğerinin atanmaması önümüze liyakat ve adaletin ne kadar tecelli ettiği sorunsalını koyuyor. Son yıllarda özellikle öğretmen atamalarının da KPSS puanının yanında mülakatla yapılması bu problemi doğal olarak daha fazla insanın gündemine getirmiş ve daha geniş bir zeminde rahatsızlığa yol açmıştır.

Peki bu liyakat ve mülakat problemi nasıl çözülebilir?

Her siyasi iktidar kendi kanalından referans bulan adayı mülakatta öne geçirip referans bul(a)mayanı elerse bu durum iktidarları rövanşist bir tutuma sürüklemez mi?

Yıllardır bu konu bütün hükûmetlerin önünde bir turnusol kâğıdı olarak duruyor.

 Gerçekten de adil ve liyakati esas alan bir atama politikasının kalıcı bir hâle getirilerek bunun kanunla muhafaza edilmesi son derece elzemdir. Öyle ki devlet memurluğunda veya üst düzey bir göreve atamada adayların referans bulma çabası (Hadi yaygın kullanımıyla söyleyeyim torpil bulma) artık “Yeni Türkiye’de” gündem olmaktan çıkmalıdır.

Liyakatsiz, torpilli atama en başta insan israfıdır. Yani bir işi gerçekten yapma istidadı ve her anlamda yeterliliği olan birinin sırf torpil bulamadığı için o işi yapmayıp bambaşka bir şeyle uğraşmak zorunda kalması adalete ve kalkınmaya büyük bir engel teşkil etmektedir.

Eski tabiriyle “kaht-ı rical”, yani “devlet adamı kıtlığı” da zannımca bu liyakatsizliğe dayanmaktadır.

Bir başka boyutu ise bazen medyaya yansıdığı kadarıyla milletvekillerinin vicdanlarının sesleriyle dillendirdikleri şu husustur: Seçmenlerin torpil talepleri ve iş takiplerinden dolayı esas memleket meselelerine yoğunlaşamıyoruz…

Liyakatsizliğin ve adaletsizliğin hepimize çıkan fatura örneklerini arttırmak mümkün. Temel mesele ise bunun reçetesinin ne olduğudur.

Kanaatimce çözüm şudur: Devlet ele geçirilmesi gereken bir güç, imkânlar aygıtı, ötekinin kafasına indirilecek sopa olmaktan çıkmalıdır ve devletin ötekileştirdiği hiçbir siyasi grup, klik, seçmen olmamalıdır. Aksi hâlde adil bir yönetim söz konusu olamaz.

Adalet, bir kimseye hak ettiğini vermektir. Zira adaletin tersi zulümdür.

“Benimle aynı dünya görüşünde olsun da isterse çamurdan olsun.” şeklinde özetleyebileceğimiz  nepotizm, kamuya alımlarda ve üst düzey atamalarda hiçbir şekilde ölçü olmamalıdır.

Nasıl ki bir iktidar değişikliğinde yeni iktidar eski iktidarın yaptırdığı köprüleri, yolları, barajları vs. yıkmıyorsa adalet ve liyakatle bir makama gelen kişiler de her siyasi iktidarda değişmez, değişmemelidir. Bu durumun doğuracağı israf maddi yapıların doğuracağı israftan daha az olmayacaktır. Tabi böyle bir seviyeye gelmek için adalet ve liyakat temelli bir personel politikasının kalıcı olarak yer etmesi gerekir.

Yorumlar (7)
Adalet 3 yıl önce
Çok güzel bir makale olmuş elinize sağlık
Hayri 3 yıl önce
Tüm vicdan sahiplerinin bu sorunu gündemleştirmesi gerekir ki kamuoyu baskısı oluşsun.
Osman Hacıhaliloğlu 3 yıl önce
İlla adalet illa adalet .
Değilmi ki zulme sebep
Mazlumi atalet.
Ali tekin 3 yıl önce
Tespitler çok güzel , ayrıca çözüm yolları doğru , kaleminize sağlık .
Ahmet Sırdaş 3 yıl önce
Ehil insanları hak ettiği yere getirmek adaletin ta kendisidir. İslam da bunu emreder. Böyle önemli bir konuyu gündeme getirdiğiniz için Allah razı olsun. Ahmet Sırdaş
Yani 3 yıl önce
Sorun zaten herkesin bildiği bir olgu, tespit var, talep belli ama yazıda çözüm yok... Çözüm şöyle olmalı denilip devlet şöyle olmaktan çıkarılmalı vs denilmiş ama bunun nasıl olacağına yani çözüme ilişkin hiçbir öner sunulmamış. Popülist bir yazı...
Hakim 3 yıl önce
yazıyı bir kez daha anlayarak ve ön yargısız okuyun yani...
12
az bulutlu